sd Hücrelerdeki Mükemmel Özellikler
Text Size

Hücrelerdeki Mükemmel Özellikler

 Dev bir uzay gemisinden çok daha kompleks ve harika sistemlere sahip hücreler, muhteşem özelliklerle donatılmışlardır. Peki hücre içindeki organellerin ve hücrede üretilen enzimlerin, proteinlerin ve diğer tüm maddelerin, kendilerinin oluşturamayacağı bu özellikler nelerdir?

Sinyal Algılama

Meyve sinekleri 3,5 mm boyutunda olmalarına karşın saniyede 200 defa kanat çırpma özelliğine sahip muhteşem canlılardır. İşte bilim adamlarının en çok ilgisini çeken konulardan biri de bu uçuş özelliğini kazandıran vücut şeklinin gelişmesinde anahtar görevini üstlenen faktörlerin nasıl ortaya çıktığıdır.

Yapılan bir çalışmada sinek hücrelerinde bulunan Bicoid (Sinek DNA’sı üzerindeki bir gen) isimli bir genin vücut gelişimini düzenleyen proteinin üretimi üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Bilim adamlarının “şaşırtıcı derecede harika”, “hayret verici” ve “düşündüğümüzden daha karmaşık” ve “bunun nasıl işlediğini hayal bile edemiyoruz” şeklindeki ifadeleri bu oluşumun kör tesadüfler ile açıklanamayacak kadar mükemmel olduğunu göstermektedir. Peki sineğe bu özellikleri kazandıran muhteşem yapı nasıldır?

Henüz embriyo halindeki hücreler gelişim esnasında vücudun hangi parçasında olmaları gerektiğine ana hücreden gelen her sinyali detaylı olarak inceleyerek karar verirler. Bu sinyal algılama sistemi, temel fizik kurallarının ötesinde bir hassasiyet gerektirecek derecede ince bir ayar üzerine kuruludur. Şüphesiz bu hassas ayar sistemi 3,5 mm boyutunda ve aklı olmayan bir sineğin yapabileceği bir işlem değildir.

Peki bu durumda bu hassas sinyal algılama sistemi nasıl oluşur? Elbette ki bu sistemin Yaratıcısı Alemlerin Rabbi olan Allah’tır.

Rabbimiz bu gerçeği bir Kuran ayetinde şöyle bildirmektedir:

Allah, her dişinin neyi yüklendiğini (neye hamile kaldığını) ve döl yataklarının neyi eksiltip neyi eklediğini bilir. O'nun Katında herşey bir miktar (ölçü) iledir. (Ra'd Suresi, 8)

Özel Koruma

Vücudumuzun yapısı, şekli ve özellikleriyle ilgili her türlü bilgi bizim ilk hücremizin çekirdeğinde bulunan ve DNA ile proteinden oluşan kromozomlarda mevcuttur. Ancak bu ilk hücredeki bize ait genetik bilgilerin hücre bölünmesi ile diğer hücrelere de aktarılması gerekir. İşte bu işlem sırasında hücreler, kohezin isimli özel bir “kromozom yapıştırıcı” kullanırlar. Kohezin hücre bölünmesi sırasında ayrılan kromatidleri yapıştırır. Ancak son araştırmalar bu zamksı proteinin tek görevinin kromatidlerin yapıştırılması ile sınırlı olmadığını göstermiştir. Bu yapıştırıcı aynı zamanda DNA hasarlarını da onarmaktadır. Yani kohezin bir hücrenin kendi kütüphanesini nasıl koruduğunu gösteren önemli bir proteindir. Bize ait tüm genetik bilgilerin korunması anlamına gelen bu onarım DNA’nın ipliklerindeki kırıkların tamir edilmesi prensibine dayanır. Eğer hücrede böyle bir koruma sistemi olmasaydı vücudumuzun sistematik çalışmasında bozulma olurdu. Bu tıpkı bilgisayar sisteminde oluşan bir arıza sonucu bilgisayar sisteminin çökmesine benzetilebilir.

Kohezin sadece bir proteindir. Bu proteinin kendi kendine hücrenin temel yapıtaşı olan DNA’nın gözle görülmeyecek derecede küçük bir iplikçiğinde (kromatit) bir bozulma olduğunda ona müdahale etmesi gerektiğini bilmesi ve tamir etme mekanizmasını işletebilmesi elbette imkansızdır. Kohezinin akıllı protein haline dönüşmesi ancak Yüce Allah’ın ilhamı ile mümkündür. Yüce Allah bu gerçeğe bir Kuran ayetinde şöyle işaret eder.

Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Herşeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi? (Fussilet Suresi, 53)

Zamanlama

DNA üzerinde, “dört harfin farklı sıralanışlarından oluşan bizim bilmediğimiz bir dil konuşulur. Buradaki bazı harflerin yan yana gelmesiyle hücrenin içinde bir protein oluşması için gerekli bilgi sağlanmış olur. Ancak bazı harfler yan yana geldiğinde protein oluşturamazlar. Bilim adamları DNA’nın bu dizilim ile ne dediğini tam olarak anlayamadıkları için DNA’ yı anlamlı ve anlamsız kısımlar olmak üzere ikiye bölmüşlerdir. İşte bu nedenle DNA’nın anlamsız olarak kabul ettikleri kısımlarına “hurda DNA” adını vermişlerdir. Ancak günümüzde hurda DNA’nın aslında hurda olmadığı tam aksine etrafındaki genlerin aktivitelerini düzenlediği anlaşılmıştır. Genler protein üretecek bilgiyi taşırken, hurda DNA denen kısım ise bu genin başlangıç ve bitiş yerlerini kontrol etmektedir. Hurda DNA, noktalama işaretleri (virgül, nokta) gibi davranarak genin protein üreteceği kısımlarını belirlemektedir. Başka bir deyişle genleri tuğla taşıyan işçiler olarak düşünürsek, hurda DNA’da bu işçilere görevlerini söyleyen ustabaşı olarak çok önemli bir fonksiyonu yerine getirmektedir. Bu durum Yüce Allah’ın hiçbir şeyi boş ve amaçsız olarak yaratmadığını, evrimcilerin ise insanda biriken bu genleri kullanılmayan fazlalıklar olarak adlandırmalarının çok büyük bir hata olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. Vücudumuzdaki her ayrıntı, binlerce bilginin aynı zamanda kusursuzca işlemesiyle oluşur. Gözlerimizin rengi, kemiklerimizin şekli, beynimizdeki trilyonlarca iletişim ağının nasıl kurulacağı, hepsi detaylı olarak genlerimizdeki bilgi bankasında kayıtlıdır. Bu bilgiler tam gerektiği zamanda, gerektiği sürece açılır ve hücre yapması gerekeni yapar. İşte Hurda DNA adı verilen DNA bölgeleri bu zamanlamayı ayarlarlar. Eğer bu zamanlama ayarlanmasaydı ne vücudumuzun şekli, ne de hormonlarımızın seviyesi düzgün olurdu. Kısacası daha anne karnındayken insanı oluşturacak hücre, ne zaman bölünmesi gerektiğine karar veremez ve insan oluşmazdı. Yüce Allah genlerdeki bu bilgiyi hazır bir şekilde küçücük hücrenin içine yerleştirerek hücreyi yaratmıştır. Böyle bir düzenin varlığı, elbette hayranlık uyandıran bir yaratılış delilidir.

Düğüm Çözme

Helikaz adlı bir başka protein ise hücre çoğalması sırasında DNA’nın yumak halindeki ipliklerini gevşeten, çözen bir enzimdir. Bu protein ciddi bir güç harcayarak DNA’nın ipliklerini birbirinden ayırmakta, bu biçimde hücrelerimizin çoğalmasını kolaylaştırarak hayati önem taşıyan bir görevi yerine getirmektedir.

Çiçek Buketi

Kromozomların uç kısımlarına telomer denir. Bunlar hücre bölünmesi sırasında iplikçiklerin kutup bölgelerine çekilmeleri sırasında adeta bir buket görüntüsü oluşturarak DNA’nın uç kısımlarının sökülmesini engeller ve DNA’nın çözülerek bozulmasını önlerler. Elbette bu önlem sayesinde hücrenin bölünme işlemi ve bize ait bilgilerin diğer hücreye aktarılması kusursuz bir düzen içinde gerçekleşir. Hücrenin helezon şeklinde sarılmış DNA’sının bölünme sırasında uçlarından çözülebileceğini düşünüp buna karşı bir tedbir alabilmesi ise mümkün değildir. Kuşkusuz hücredeki bu aklın gerçek sahibi Yüce Allah’tır.

İletişim

Hücrelerin birbirleriyle olan iletişimleri de büyük bir mucizedir. Örneğin kırmızı kan hücreleri, trombositlerle adeta konuşurlar. Konuşmanın kesilmesi ise şeker hastalığından kalp krizine kadar pek çok hastalığa sebep olur.

Ulaşım

Kinesin, hücrenin içinde kendisi için iğ ipliklerinden oluşturulmuş bir yol üstünde koşan motor proteinlerden biridir. Bir yükü ya da hücre bölünmesinde kromozomları vinç gibi taşırken, kinesinin bir aşamada durması gerekir. Bu ihtiyaca uygun olarak kinesin kendisini durduracak mekanizmalara sahip olarak yaratılmıştır.

Bu protein, tıpkı tren rayı döşeyen işçiler gibi hücre bölünmesi sırasında iğ ipliklerinden oluşan yolun uzamasını ya da kısalmasını sağlayarak bölünmenin hızını belirler ve yolun sonlanmasını sağlar. Küçücük bir hücrenin içinde bu kadar kompleks bir ray sisteminin nasıl kurulduğunu ise hiçbir araştırmacı evrim yanılgısına dayanarak açıklayamamaktadır. Çünkü hücrenin içindeki bu mükemmel organizasyonların kör tesadüfler sonucu oluşması mümkün değildir. Hücredeki bu özellik de Yüce Allah’ın üstün aklının ve benzersiz yaratma sanatının kusursuz delillerinden sadece bir tanesidir.

Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, herşeyi kuşatandır. (Nisa Suresi, 126)

Vücudun gözle görülemeyecek kadar küçük parçaları olan hücreler arasında son derece kusursuz ve mükemmel bir uyum vardır. Böyle bir uyumun tesadüfen gerçekleşmesi kesinlikle imkansızdır. Bicoid isimli bir genin vücut gelişimini düzenleyen proteinin üretimi üzerinde etkili olması, Kohezin adlı yapıştırıcının hücrenin temel yapıtaşı olan DNA’daki bozulmaları onarması, hurda DNA’nın etrafındaki genlerin aktivitelerini düzenlemesi, Helikaz adlı bir başka proteinin hücre çoğalması sırasında DNA’nın yumak halindeki ipliklerini gevşetmesi, hücrelerin birbirleri ile konuşup anlaşmaları ve Kinesin adlı proteinin hücre içi ulaşımı sağlaması tesadüflerle açıklanamayacak derecede komplekstir. Kalite kontrolü, etkili iletişim, düzenlenmiş performans, planlama, yol gösterme gibi özelliklerin gözle görülemeyecek derecede küçük olan, üstelik hiçbir akla ve şuura sahip olmayan hücreler tarafından yapılması gerçeği ise vücutta her şeyin büyük bir ilim ve bilinçle yaratıldığını göstermektedir. Yeryüzünde yaşayan milyarlarca insanın her birinin vücudundaki 100 trilyon hücre arasında hep aynı şekilde işleyen bu düzen, Yüce Allah'ın üstün yaratışının, aklının ve tek ilah olduğunun bir delili ve hikmetidir.

Allah, gerçekten Kendisi'nden başka İlah olmadığına şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de O'ndan başka İlah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. Aziz ve Hakim olan O'ndan başka İlah yoktur. (Al-i İmran Suresi, 18)

Hurda DNA evrimin olmadığını her açıdan kanıtlayan bir yaratılış delilidir. Çünkü eğer evrim olsaydı, bu kadar anlamsız bilginin DNA’da bir metre yer kaplamasına gerek olmazdı, ya da bir metrelik ip, metrenin milyarda biri kadar bir yere sığdırılmaya çalışılmazdı, kullanılmadığı için zamanla yok olması beklenirdi. Ama evrim sadece bir hayal üzerine kurulu olduğundan gerçekler evrimcilerin senaryolarına tamamen zıt olarak işlemektedir. Evrimcilerin uzun ve gereksiz gördüğü hurda DNA da gerçekte canlı yaşamı için son derece önemlidir ve Yüce Allah’ın kusursuz yaratma sanatına mükemmel bir delil oluşturur.

Adnan Oktar Anlatıyor

Yaratılış Ayetleri

Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" (İsra Suresi, 49)

Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?" (Yasin Suresi, 78)

Şimdi onlara sor: yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık. (Saffat Suresi, 11)

Doğadaki Tasarım

Semenderlerin Kolları ve Bacakları Koptuğunda Tekrar Yeni Kol ve Bacak Oluştuğunu Biliyor Muydunuz?

Kertenkelenin kuyruğu koptuğunda, yenisinin çıktığı hemen hemen herkes tarafından bilinir. Kertenkelenin kuyruğu gibi semenderlerin de, kolları, bacakları koptuğunda yenisi büyür. Doğada bazı canlılarda görülen bu yenilenme özelliğine “rejenerasyon” denir. Rejenerasyon, canlılarda sınırlı bölgelerde varolan bir özelliktir. Örneğin, insanlarda deri tabakasının ve kan hücrelerinin periyodik olarak kendini yenilemesi, zarar gören karaciğerin yeniden büyümesi gibi.

Antibiyotiklere Karşı Çeşitli Koruma Taktikleri Geliştiren Bakteriler

Antibiyotikler vücuttaki zararlı bakterileri nasıl yok eder? Antibiyotiklerin yöntemlerine karşı bakteriler hangi taktikleri kullanırlar? Genetik yapısını değiştirerek antibiyotiğe karşı direnç göstermeyi başaran bir bakteri, bu yeni taktiğini diğer bakterilere nasıl öğretir? Bakterilerin antibiyotik direnci genellikle Darwinistler tarafından sözde evrimleşmeye bir delil olarak gösterilmeye çalışılır. Oysa bakterilerin bu özelliği, canlıya herhangi bir evrimleşme sağlamadığı gibi, bir Yaratılış delili olması bakımından evrim teorisini çürütmektedir.

Baca Yengeçlerinin Göz Yapısı Her Yaş Döneminden Neden Değişir?

Günümüzde ulaşılan teknoloji ile yapılan araştırmalar sonucunda, uzun yıllar boyunca verimsiz olduğu düşünülen okyanusların derinliklerinde de yaşam olduğu belirlenmiştir. Güneş ışınlarının ulaşabileceğinden çok daha derinlerdeki bu yaşam, oldukça zorlu koşullara rağmen, Yüce Rabbimiz'in eşsiz yaratışı ile sürmektedir. Okyanusun zor şartları altında yaşamını sürdüren canlılardan biri de baca yengecidir.

facebook

Yaratılış | Yaratılış Atlası | Yaratılış Nedir | Yaratılış Gerçeği |
baza